Fikir
Komedyenler: Mizahın Sınırını Mahkeme Değil Sahne Çizsin
Deniz Göktaş'ın tutuklanması ve Tuba Ulu'nun hapis cezasıyla yeniden alevlenen mizah-yargı tartışmasını komedyenler Emre Günsal, Melisa Besnili ve hukukçu Engin Turhan değerlendirdi.
Türkiye'de stand-up sahnesine yönelen yargı baskısı, komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanması ve Tuba Ulu'nun aldığı hapis cezasıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Göktaş, "dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklanırken, Tuba Ulu Kanuni Sultan Süleyman hakkında yaptığı bir şaka nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla beş ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu gelişmeler, komedyenler Emre Günsal ve Melisa Besnili ile hukukçu Engin Turhan'ın Medyascope'a yaptığı değerlendirmelere konu oldu.
Günsal ve Besnili, mizahın sınırlarının devlet eliyle değil seyircinin tepkisiyle çizilmesi gerektiğini savundu. Günsal, bir şakaya salonun gülmemesinin komedyen için yaşanacak mahcubiyetin, tutuklanmaktan çok daha caydırıcı olduğunu söyledi ve komedyenin görevinin sınırları yoklamak olduğunu belirtti. Besnili ise bir komedyenin cezasının mahkeme salonunda değil sahnede verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bir komedyeni şakasından dolayı tutuklamayı korku filmi yönetmenini cinayete teşvikten yargılamaya benzetti.
Besnili, stand-up'ın popülerleşmesiyle yargının ve sistemin ilgisinin arttığını, komedyenlere yönelen tepkilerin kimlikten çok toplumsal kutuplaşmanın göstergesi olduğunu ifade etti. Türkiye'deki asıl sorunun "niyet okuma" refleksi olduğunu söyledi.
Hukukçu: Niyet okumak keyfiliğe kapı açar
Hukukçu Engin Turhan, mizahi ifadelerin doğası itibarıyla abartılı ve çarpıtılmış olduğunu, yargının şakalara niyet okuyarak yaklaşmasının adalette keyfiliğe yol açacağını söyledi. Ceza hukukunda niyetin tek başına cezalandırılabilir bir unsur olmadığını hatırlatan Turhan, bir ifadenin suç sayılabilmesi için AİHM içtihatları çerçevesinde ifade özgürlüğü sınırlarının aşılması gerektiğini belirtti. Şiddeti teşvik etmeyen, ayrımcı nefret söylemi içermeyen ifadelerin kısıtlanmaması gerektiğini savundu.
Göktaş'ın milyonlarca kez izlenen gösterisinin kamu güvenliği açısından tehlike doğurmadığını, aksine toplumsal diyaloğa katkı sunduğunu söyleyen Turhan, Ulu davasındaki savcılık mütalaasını "vahim" bulduğunu ifade etti. "Özgürlüğün sınırlarını suç değil, suçun sınırlarını özgürlük çizer" diyen Turhan, sorunun yasadan değil uygulamadan kaynaklandığını ekledi.
Göktaş'ın gösterisi kırılma noktası olarak görülüyor
Besnili ve Günsal, Göktaş'ın gösterisini Türkiye komedi tarihinde bir kırılma noktası olarak değerlendirdi. Besnili, gösterinin otosansürün kaçınılmaz olduğu algısını kırdığını söylerken, Günsal bu çıkışın bazı siyasi mizahçıların, riskten kaçınarak "cesur" görünme çabasını da açığa çıkardığını ileri sürdü.
Günsal, 2020 yılında Atatürk ve Mevlana ile ilgili sözleri nedeniyle tutuklanıp 11 gün cezaevinde kaldığını, bu süreçte kendisini hiç izlemeden yargılayan pek çok kişiyle karşılaştığını anlattı. Tutukluluk sürecinin ağır olduğunu ancak sanatını sürdürüp sürdürmeme konusunda hiç tereddüt etmediğini belirtti.
Son dönemde sektörde oluşan kaygıya karşın Günsal ve Besnili, Türkiye'den ayrılmayı çözüm olarak görmediklerini söyledi. Günsal sahnede kalmayı sürdürmek istediğini belirtirken, Besnili gerçek çözümün ülkeyi terk etmek değil, toplumla bağ kurup kolektif bir bilinç oluşturmak olduğunu vurguladı.
kaynaklar ve dokümantasyon
bu haber medyascope kaynaklı habere dayanılarak yeniden yazıldı; özgün habere kaynaklar bölümündeki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.